YALAN DÜNYAYI GEZ · GEZGİN MEKTUPLARI
CİLT I · 2026
Doğa · ·

Trabzon ve Uzungöl Mektupları: Karadeniz'in Kalbinden Göller Ülkesine


Uzungöl gölü ve köyü, Trabzon

Uzungöl gölü ve köyü — Trabzon, Karadeniz (Kaynak: Wikimedia Commons)

Trabzon'a Varmak: Karadeniz'in Kapısını Çalmak

Karadeniz'in en büyülü şehrine varmak, her seferinde yeniden heyecanlandırır beni. Trabzon, sadece bir şehir değil; bir his, bir renk paleti, bir yağmur kokusudur. Uçak Kanuni Havalimanı'na indiğinde nemli havanın teninize değdiğini hissedersiniz — bu, Karadeniz'in "hoş geldin" deme biçimidir. Yıllardır bu topraklara düşkün biri olarak, Trabzon'u her ziyaretimde yeni bir katman keşfederim. Bu sefer, Uzungöl'ü de rotaya dahil ederek size şehrin kalbinden gölün sislerine uzanan bir mektup yazıyorum.

Trabzon'da Bir Gün: Sabahın İlk Saatlerinden Akşama

Trabzon'da bir gün geçirmek, şehrin katmanlarını yavaş yavaş keşfetmek demek. Sabahın ilk saatlerinde Uzunsokak ve çevresinde yürüyüşe çıkmak, şehrin uyanışına tanıklık etmenin en güzel yolu. Sokaklar henüz sakin, dükkanlar yeni açılıyor ve sabah çayını içen simitçiler, Trabzon'un en otantik yüzünü sunuyor. Bu saatlerde fotoğraf çekmek isteyenler için ışık mükemmel; cephelerdeki eski Rum evleri, ahşap cumbalı yapılar ve dar sokaklar altın saat ışığında bambaşka görünüyor.

Öğle saatlerinde Maraş Caddesi'ne yöneldiğinizde, şehrin modern yüzüyle karşılaşıyorsunuz. Alışveriş caddesi olarak bilinen bu bölge, yerel halkın günlük yaşamının nabzını tutuyor. Burada bir simit ve çay molası verip insanları izlemek, şehrin ritmini kavramanın en doğal yolu. Öğleden sonra ise sahil boyunca yürüyüş yapmak, Karadeniz'in dalgalarını dinlemek ve uzakta batan güneşi izlemek, Trabzon'un en huzurlu anlarından biri.

Akşam saatlerinde Boztepe'ye çıkmayı ihmal etmeyin. Şehrin ışıkları yandığında Karadeniz'in karanlık sularıyla buluştuğu o an, Trabzon'un en büyülü anlarından biri. Boztepe'deki çay bahçelerinde bir bardak demli çay eşliğinde gün batımını izlemek, şehre veda etmenin en güzel yolu.

Trabzon Şehir Rehberi: İlk Gününüz

Trabzon'a sabah erken varmayı tercih ederim. Havalimanından merkeze taksiyle 15 dakikada ulaşabilirsiniz, ama ben her zaman dolmuşu tercih ederim — yerel insanlarla aynı koltuğu paylaşmak, yolculuğun en güzel yanlarından biri. Şehir merkezine indiğinizde ilk durağınız Ayasofya Müzesi olsun. Evet, İstanbul'daki gibi bir Ayasofya, ama bu daha samimi, daha içten. 13. yüzyıldan kalma freskler hâlâ duvarlarda dans ediyor. Restorasyon çalışmaları nedeniyle bazı bölümler kapalı olabiliyor, gitmeden önce mutlaka kontrol edin.

Ayasofya'dan sonra Boztepe'ye çıkın. Tepeye çıkan yol biraz nefes kesici olabilir, ama manzara her adıma değer. Karadeniz'in lacivert suları, şehrin yeşil dokusu ve uzayan sahil şeridi — Boztepe'de bir çay içerken dünyanın yavaşladığını hissedersiniz. Çay bahçelerinin çoğu sabah 8'de açılıyor, akşamüstü gitmeyi planlıyorsanız güneşin batışını kaçırmamak için en geç 18:30'da yerinizi alın.

Trabzon'un Lezzet Haritası

Trabzon denince aklıma ilk gelen şey akçaabat köftesi. Ama burada köfte yemek bir ritüeldir. Boztepe et lokantası ya da Uzunsokak civarındaki küçük köftecilerde, yanında piyaz ve kızarmış ekmekle birlikte gelen o tabağı gördüğünüzde anlarsınız: burası Trabzon. Akçaabat köftesinin sırrı, kıymanın içindeki soğan ve baharat oranında saklı. Her lokantacı farklı bir tarif savunur, ama hepsinde ortak olan şey ateşin kırbası ve köftenin sıcaklığıdır.

Köftenin yanına kuymak (muhlama) istemeyi unutmayın. Mısır unu ve trabzon peyniriyle yapılan bu fondü benzeri yemek, Karadeniz'in en ikonik lezzetlerinden. Üzerine tereyağı dökülerek servis edilen kuymak, sıcak ekmekle cennet olur. Marastaş'ta ya da Çarşıbaşı'ndaki kahvaltıcılarda sabah kuymağı yemek, güne en güzel başlangıçtır.

Öğle yemeğinden sonra Trabzon peynirli pidesi ile devam edin. Karadeniz pidesi, diğer bölgelerdeki pidelerden farklı; daha ince hamurlu, daha peynirli, daha cesur. Uzun pide adı verilen fırın boyu pide, gerçek bir Karadeniz klasiği. Çarşı içindeki Pideci Şükrü ya da Hamsi Pide'de oturup sıcak pideli bir öğün yemek, Trabzon'un ruhunu tanımanın en lezzetli yolu.

Uzungöl Rotası: Dağların Arasındaki Ayna

Trabzon'dan Uzungöl'e gitmek, bir yolculuğun içinde başka bir yolculuğa çıkmaktır. Yaklaşık 99 kilometre, 2 saatlik bir sürüş — ama bu süre içinde manzara her 10 dakikada bir değişir. Yol boyunca dereler, yeşil yamaçlar ve küçük köyler eşlik eder. Özellikle son 30 kilometrede yol darlaşıyor ve virajlar artıyor, bu yüzden araba kullanırken dikkatli olun. Kış aylarında zincir takmanız gerekebilir.

Uzungöl'e vardığınızda gölün üzerindeki sis perdesini görünce, nefes almayı unutursunuz — en azından ben öyle oldum. Göl, dağların arasına serilmiş bir ayna gibi. Çam ormanlarının yansıması, gölün yüzeyinde yeşilin bin bir tonunu oluşturur. Erken saatlerde göl neredeyse cam gibi olur; rüzgâr başlamadan o fotoğrafı yakalamak için şafak vakti dışarıda olmanız gerekir.

Uzungöl'de Konaklama ve Gece Hayatı

Uzungöl'de geceleme deneyimi, şehir konaklamalarından çok farklı. Göl kenarındaki pansiyonların çoğu, aile işletmesi ve samimi bir ortak sunuyor. Sabah uyandığınızda pencerenizden gölün sisler arasından belirişini izlemek, her şeye değer. Göl manzaralı odaların fiyatları sezonda 500-800 TL arası değişiyor; göl manzaralı olmayan odalar ise 300-400 TL civarında. Benim tavsiyem: göl manzarasını bir geceliğine olsun yaşayın, bu para fazlasıyla hak ediyor.

Gece hayatı Uzungöl'de sakin ve huzurlu. Akşamları göl kenarındaki restoranlarda taze alabalık yemek, Karadeniz'in sessizliğini dinlemek ve yıldızlı gökyüzünün tadını çıkarmak, bu rotanın en güzel yanlarından biri. Bazı pansiyonlarda akşam ateş yakılıyor; misafirlerle birlikte oturup çay içmek, bölge hakkında sohbet etmek, seyahatin en samimi anlarından biri.

Uzungöl'de Yapılacaklar

Göl çevresinde yürüyüş: Gölün etrafındaki yürüyüş parkuru yaklaşık 3 kilometre. Sabahın erken saatlerinde ya da akşamüstü yapılan bir tur, hem gölün değişen ışığını görmenizi sağlar hem de çevredeki köy hayatını yakından tanımanızı. Yürüyüş parkuru düz ve kolay, ailelerle çocuklar için de uygun.

Demirkapı Yaylası: Uzungöl'den yaklaşık 12 kilometre uzaklıktaki bu yayla, gölden daha yüksek ve daha vahşi bir doğa sunuyor. Yol biraz toprak ama manzara buna değer. Yayla evlerinin ahşap cepheleri, dağların eteklerindeki yemyeşil çayırlar — Karadeniz'in en otantik yüzü burada.

Çay bahçelerinde mola: Göl kenarındaki çay bahçelerinde oturup demli bir Karadeniz çayı içmek, zamanın durduğu anlardan biri. Çayın yanında haşhaşlı ya da cevizli börek istemeyi unutmayın. Yerel kadınların hazırladığı ev börekleri, şehirden gelmişseniz size başka bir dünyanın kapılarını aralar.

Boztepe'den Sümela'ya: Karadeniz'in Ruhunu Yakalamak

Trabzon'un gerçek büyüsü, şehir merkezinden çıkıp dağlara doğru ilerlediğinizde başlıyor. Boztepe'nin hemen arkasındaki yamaçlarda yürürken, çay bahçelerinin arasında kaybolmak mümkün. Ben her gidişimde farklı bir patika keşfediyorum; birinde eski bir Rum evi, diğerinde yemyeşil bir çay tarlası, bir başkasında kuşların seslerinden başka bir şey duymadığınız bir köşe. Bu yamaçlar, Trabzon'un modern yüzüyle geleneksel dokusunu bir arada yaşatan nadir yerlerden.

Boztepe'den şehrin panoramasını izlerken, uzakta Karadeniz'in ufuk çizgisi kaybolur gözlerinizi. O an, bu şehrin neden yüzyıllardır gezginlerin hayalini kurduğunu anlarsınız. Her tepe yeni bir manzara, her viraj yeni bir sürpriz sunuyor. Özellikle sabahın erken saatlerinde, şehrin sisle buluştuğu anları yakalamak, fotoğraf tutkunları için cennet.

Trabzon'un Kültürel Derinlikleri

Trabzon, sadece doğasıyla değil, tarihiyle de büyüler. Sumela Manastırı, Altındere Vadisi'nin yamaçlarına yapışmış bir mucize gibi. MS 4. yüzyılda kurulan bu manastır, yüzyıllar boyunca keşişlerin sığınağı olmuş. 2020'deki restorasyon sonrası yeniden ziyarete açılan manastır, Trabzon'dan yaklaşık 47 kilometre uzaklıkta. Manastıra giden yol boyunca vadi manzaraları sizi hazırlıyor; son tırmanışta ise nefes kesici bir yürüyüş sizi karşılıyor.

Atatürk Köşkü de görülmeye değer. Mustafa Kemal Atatürk'ün Trabzon'u ziyaretlerinde kaldığı bu köşk, şehrin Söğütlü semtinde yer alıyor. Köşkün bahçesi ve iç mekanları, dönemin atmosferini taşıyor. Giriş ücreti çok uygun ve fotoğraf çekmek serbest.

Şehrin kalbindeki Trabzon Kalesi kalıntıları, Roma dönemine kadar uzanan bir tarihe tanıklık ediyor. Kale surlarının bazı bölümleri hâlâ ayakta ve şehrin panoramik fotoğrafı için mükemmel bir nokta. Özellikle gün batımında, surların Karadeniz'e bakan tarafında oturup dalgaları dinlemek, zamansız bir deneyim.

Pratik Bilgiler ve İpuçları

Ne zaman gidilmeli? Trabzon ve Uzungöl için en ideal dönem mayıs-eylül arası. Kış aylarında yağış bol oluyor ve Uzungöl yolları zorlaşabiliyor. Haziran ortası-temmuz başı, çiçeklenme dönemi olduğu için doğa en canlı halinde. Eylül ise kalabalıktan kaçmak isteyenler için mükemmel — hâlâ sıcak, ama turist yoğunluğu azalmış.

Ulaşım: Trabzon'a İstanbul, Ankara ve İzmir'den direkt uçuşlar var. Havalimanından şehir merkezine dolmuş ya da taksiyle ulaşabilirsiniz. Uzungöl için ise ya kiralık araç ya da şehir merkezinden kalkan minibüsleri kullanabilirsiniz. Minibüsler genellikle sabah 8-9 arası kalkıyor, akşam dönüşü 16-17 civarı.

Konaklama: Trabzon merkezde butik oteller ve pansiyonlar mevcut. Uzungöl'de ise göl manzaralı pansiyonlar öne çıkıyor. Göl kenarındaki konaklama biraz daha pahalı ama manzara buna değer. Bütçe dostu seçenekler için gölden biraz yukarıdaki pansiyonları değerlendirebilirsiniz.

Bütçe ipucu: Trabzon'da sokak yemekleri ve küçük lokantalar çok uygun fiyatlı. Akçaabat köftesi bir restoranda 80-120 TL arası, kuymak 60-80 TL civarında. Uzungöl'de göl kenarı restoranlar biraz turistik fiyatlara sahip; köy içlerindeki lokantalar hem daha otantik hem daha ekonomik.

Trabzon Pazarı ve Yerel Yaşam

Hafta sonu Trabzon Kapalı Çarşısı ve çevresindeki pazarlar, şehrin nabzını hissedebileceğiniz en otantik noktalar. Çarşının dar sokaklarında kaybolmak, her köşede yeni bir keşfe yol açıyor. El dokuma kumaşlar, bakır eşyalar, yerel otlar ve baharatlar — her tezgahta Karadeniz'in bir hikâyesi var. Pazarcıların sesi, çay demleyen ocakların tıkırtısı ve taze ekmek kokusu, size Trabzon'un gerçek yüzünü gösterir.

Özellikle cumartesi günleri kurulan halk pazarı, yöre halkının alışveriş yaptığı canlı bir ortam sunuyor. Burada Karadeniz'in meşhur hamsisi, taze çekilmiş çay ve ev yapımı reçeller bulabilirsiniz. Pazar, sadece alışveriş yeri değil; komşuluk ilişkilerinin, hasret gidermelerin ve dedikoduların da adresi. Bir tezgahta oturup çay içerken, yanınızdaki teyzenin size hangi otun neye iyi geldiğini anlatmasını dinlemek, Trabzon deneyiminin en samimi anlarından biri.

Karadeniz'in Rüzgârında Bir Veda

Trabzon'dan ayrılırken hep aynı duyguyu yaşarım: dönmem gerektiğini bilmek, ama bir türlü isteyememek. Uzungöl'ün sisi dağıldığında göl yüzeyindeki yansımayı, Boztepe'de içtiğim çayın sıcaklığını, Sumela'nın sessizliğini ve akçaabat köftesinin ateşini yanımda taşırım. Karadeniz böyle bir yer; sizi bırakmaz, ama bu güzel bir bırakmamalıktır.

Bu mektubu okuyan herkese sesleniyorum: Trabzon'u sadece bir duraç değil, bir deneyim olarak yaşayın. Sokaklarda kaybolun, çay bahçelerinde vakit geçirin, dağlara çıkın ve gölün kıyısında sessizliğe kulak verin. Karadeniz'in büyüsü, detaylarda saklı.

Yolunuz açık olsun,
Yalan Dünyayı Gez


Trabzon ve Uzungöl hakkında daha fazla bilgi için Karadeniz Yaylaları: Ayder, Pokut ve Sal Rotası ve Kaçkar Dağları Trekking yazılarımıza göz atın. Trabzon'un kültürel zenginlikleri hakkında Amasya Mektupları da ilginizi çekebilir.

Resmi kaynaklar: Trabzon Belediyesi | Lonely Planet - Trabzon

İletişim · WhatsApp

Bir Sonraki Rotayı Birlikte Kuralım

Rota önerisi, gezi danışmanlığı, marka işbirliği ya da sadece bir merhaba. WhatsApp üzerinden cevap veriyoruz — postanın ucu deniz aşırı bile olsa.